Yazının olmadığı bir dünya kim bilir nasıl olurdu; kuşkusuz insan yaşamını kolaylaştıran teknik ve bilimsel gelişmeleri sağlayan etkenlerin başında yazı gelmektedir. Peki yazının tarihçesi nedir, insanoğlunun yazı ile ilgili serüveni nasıl gelişmiştir? Gelin birlikte tarih içerisinde bir yolculuk yapalım..

M.Ö.45 bin yılında yaşayan insanlar, düşüncelerini kayaların ve mağara duvarlarının üzerine resimlerle yansıtmayı öğrendiler. Son buzul çağında yaşayan atların, bizonların ve boğaların resimlerini içeren mağaralar, İspanya’nın Altamira ve Fransa’nın  Lascaux yörelerinde ortaya çıkarıldı.
       Bu resimlerin yazıya dönüşebilmeleri için aradan yüzyıllarca yıl geçmesi gerekti. M.Ö 20 bin ve 6500 yılları arasında insanlar, yumuşak taşları ve kemikleri kullanmaya başladılar. Fransa’nın İspanya sınırına yakın bölgesindeki Ariege yöresinde bir mağarada, çizildikten sonra kırmızı ve siyaha boyanmış geometrik şekiller bulundu. Afrika’nın çeşitli kesimlerinde bulunan üzerleri çizilmiş kemikler, kuşkusuz bir dönemin belgeleriydi.
      Sümerce, yazıya dökülebilen ilk dil oldu. Ama belirli bir alfabesi de yoktu. Basit resimler halinde yazılan Sümerce metinlere Irak’ta, Basra Körfezi’nin yakınlarında rastlandı. Bu metinler, M.Ö 3500 yılından kalmaktaydı.
      Sümerler, çivi şeklinde ve üçgen iz bırakan bir aygıtla, balçık ve kil tabakalarından yaptıkları plakalar üzerine yazılarını yazdılar. Sonra bu küçük tabletler, güneşin altında pişirilerek kurutuldu. Binlercesi, en küçük bir hasar görmeden günümüze kadar ulaşabildi. Bunlardan bazılarında, Sümer din adamlarının ekonomik işlevlerini gösteren altın, kumaş ve inek listeleri vardı. Sümerlerin ekonomik etkinlikleri, çevrelerindeki Persleri, Babillileri ve Asurluları da çivi yazısını öğrenmeye itti.
       Mısır’da belirli sembollerin, belirli sözcükleri ve sesleri simgelediği hiyeroglif yazıları, M.Ö 3000 yılından itibaren kullanılmaya başlandı. Düşünceler ya da öyküler, resimlerle yazılan bir tür steono tekniğiyle anlatılıyordu. Örneğin gövdesi olmayan bir çift bacak “gitmek” sözcüğünü simgeliyordu. Başsız iki göz, “görmek”, kapalı bir çift göz de “ağlamak” anlamına geliyordu.
        Mısırlılar, papirüsü bulduktan sonra, hiyeroglif alfabesindeki şekilleri de kalemle ya da fırçayla yazılabilecek şekilde değiştirdiler. M.Ö 700 yılında hiyeroglif yazısı üçüncü evrimini gerçekleştirdi ve ortaya çıkan son biçim, modern Arap alfabesinin de temelini oluşturdu.
ilk yazı hakkında ilk yazı çalışmaları tarih
tempmailo

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here